Emre çözümlemen hoşuma gitti, bravo!
Ancak bazı marazlar var, Eğer bu mesele sadece "Türkiye'de yaşayan Kürtlerin temel haklarını kazanma" ile buna, o veya bu sebeple müsade etmeyen Devlet'in politikasını yürüten Türkler arasında bir mesele olsaydı, "çözülürdü" demeyeceğim "hiç başlamazdı".
"Eskiden İngiltere'nin şimdi Amerika'nın oyunu" deyince millet gülüyor. Belki de oyun kelimesi komiklerine gidiyor ama bu bir oyun değil. Zira eskiden İngiltere'nin şimdi ise ABD'nin yürütücülüğünü(tetikçiliğini) yaptığını bir "Enerji-Maden Politikası" var.
Tarih derslerimizde biz masal gibi bunları okuyoruz ve biliyoruz.İnanmayanlar için kendi kaynaklarımızdan da değil İngiliz arşivlerinden okuyoruz, öğreniyoruz ki Kürt meselesi tartışmaya mahal vermeyecek şekilde dünya egemenleri tarafından yürütülen programlı bir konu.Bunu kesin olarak kabul ederek çözünmlerimizi bu pisliği bertaraf etme üzerine inşaa etmeliyiz.
Yani insalara "Dış güdümlü bir plan" dendiği zaman, buna gülmemeleri gerekiyor.Çözüm konuşulacaksa evvela bunu her-taraf kabul etmeli.Çözüm üretmeye çalışan yada Hükümetin uyguladığı "Açılıma" destek verip vermeme konusunda karar vermeye çalışan herkes önce bu gerçeğe yönelik ne gibi adımların atıldığını araştırmalı, bilmek istemeli.
Tabi "Amerika'nın oyunu" deyip kesitirip atmak olmaz.
Bizim hatamız, Türkiye Cumhuriyeti Devlet Adamları, ve Siyasal Karar Alma mevkiinde bulunanların hatası Kürt Meselesini gereği gibi okuyamayıp, "Dış kaynaklı olduğunu" belki görememekten-ki bence bu imkansız zaten birkaç kaynak araştırılırsa devletin bu konuda gayet de bilgili olduğu anlaşılıyor- belki de sorunu görüp de buna yaratıcı bir çözüm üretememkten kaynaklanıyor.
Asker, darbe yapınca(bugün 29.yıldönümü)-aslında belki Cumhuriyet kurulduğundan beri- bu marazı yasaklarla aşmaya çalışmış.Kürtlere yüklenmeyi denemiş.Asimile etmeye çalışmış.Kürtçeyi yasaklamış.Tabi yakın geleceğe kadar gelen bu mantık Ateşe benzin dökmekten başka bir işe yaramamış.Yaramayacağı belliymiş zaten.Bunu uygulayanlar yani Amerikanın "our boys" dediği kimseler, gaflet, dalalet ve hatta hıyanet içerinde olabilirler.Belki de "zamanın şartları gerçekten böyle gerektirmiştir." diye mazaretleri vardır. Bilemiyoruz, zaten farketmez.Kendileri de yanlış yaptıklarını kabul ediyorlar bugün.
Tıpkı türban meselesi gibi "Dış kaynaklı bir ateşe" yasakçıkla ister-istemez benzin döktüler.
Bu konuları istimar etmek isteyenlere mazaret yarattılar. Ellerini güçlendirdiler. Olan yine mazlum, masum, iyi niyetli , üzerinden para kazılan insanlara oldu.
Şimdi Ecevit'in Gizli Arşivi ismiyle bir kitap yayınlnmıştı.Oradan bir pasaj aktarayım (sayfa 274):
Başbakana,zamanın Milii Eğitim Bakanı Necdet Uğu tarafından "Çok gizli" antetli bir rapor sunulmuş.(sene 1979)
Alıntı:
.....
.....
3-) Apocular halk kesiminde Milli Aşiretine dayanmayı başarmışlardır.Milli Aşreti , Suriye ve Türkiye'de yayılmış, bunlar vaktiyle Şeyh Sait isyanına da katışmış bir aşiret.....
....
....
5-) .....
.....
c. Siverek'te de üstünlük sağlama kararındalar.Siverek'te en büyük engel Bucak Aşireti.Bu engeli aşmak için Bucak aşireti ile çarpışmaya girmişler.Bucak Aşireti binlerce yandaşı olan feodal yapıda bir aşiret.Aşiret Başı A.P milletvkili Celal Bucak ........
......
-------------
Bucak Aşiretini biz Susurluk olayından duymuştuk. Sedat Bucak....
Şeyh Sait meselesi ile irtibatını ve oradaki aşiret mekanizmasının anlaşılması için akterdım bunu.
------------------------------
Şimdi konuyu güncellersek:
Devlet adına karar alma "hak (değil) yetkisine" sahip olanlar uyguladıkları yanlış politikalarla bu işten kazanç sağlayan "Büyük Sermayeye" hizmet etmişlerdir.Ekmeklerine yağ sürmüşlerdir.Çok net. Bunu kendileri de kabul ediyor, öyle değil diyenler kraldan çok kralcı olmasın.
Bugünlerde Devlet adına karar alma "hak ve yetkisine" sahip olan AKP Hükümeti bu güne kadar "yetki" sahiplerinin uyguladığı yanlış politikalarını geri almaya çalışıyor.Bu bize 30 yıl öncesine 1979'daki durumumuza döndürebilir.Kürtlere yapılan haksızlık -sanmıyorum ama- yinede telafi edilebilir.
Diyelim ki öyle oldu.Ateşe har kazandıran benzini geri çektiniz, benzini ateşten ayırmayı başabildiniz, başarabildik! Ya ateş ?
Ateşi yakanlara karşı bir politika öngörülmüş müdür bu " "Açılım" konusunda.Ben hiç sanmıyorum.Tam aksine bana göre bu Ateşi yakanlar Rüzgarın yönünü değiştiriyor.
Şimdi Kuzey Irak'ı yakından izlemek lazım..
acaba Türkiye'ye ateşi söndürme karşılığında Yangın mı vaat ettiler?
Kuzey Irak'taki Kürdistanı tanımak karşılığında PKK tasfiye mi edilecek?
Bakalım ABD'nin kutusundan ne çıkacak. Ben kırmızı hissediyorum ama hayırlısı. =)
Eğer mavi çıkarsa Hamdi Beyin teklifi kabul edilmeli.(Musul ve Kerkük bir referandum ile Türkiye'ye bağlanabilir.)
Ne de olsa biz bu programın hazırlayıcı değil "oyuncusuyuz".Bunu unutmayalım.
Bu mesele ne zaman çözülür:
Kendi programımızı hazırlayacak duruma geldiğimizde.

----------------
Diğer konuları da yazarsam kimseler bu cevabımı okumaz.Zaten fişlene de bilirim.O yüzden
Sayın Başbakanımız da ülkeyi iyi yönetiyor ama diyor, Ergenekonculara da "Allah kurtarsın" diyorum..